Yavuz BAHADIROĞLU

Mutluluk üzerine gevezelikler

Televizyon dizileri, mutlu olmak için ortalığı dağıtan insanlardan geçilmiyor...

22 Ağustos 2016 21:43
A
a

Televizyon dizileri, mutlu olmak için ortalığı dağıtan insanlardan geçilmiyor...

Ortalığı fitne-fücur, dedikodu-gıybet, yalan-dolan, şiddet-cinayet, oyun-üçkâğıt götürüyor...

Sonunda dizi kahramanları kendileriyle birlikte çevreyi de mutsuz ediyorlar.

Ama öyle bir izlenip veriliyor ki, mutlu olmak için sanki bunları yapmak şart! Hayatı kurgulayacaksınız, plânlayıp programlayacaksınız ve “dizi tadında” rolünüzü oynayacaksınız...

Oysa ne hayat “dizi”dir, ne de insan “figüran”! Mutluluk ise arkası sıra kovalanacak bir “varlık” değildir.

Buna rağmen, son yıllarda mutluluk üzerine çeşitlemeler çok arttı. Özellikle televizyon dizilerinde ve kadın programlarında hayatın “olmazsa olmaz”ı yapıldı. 

Yayınlar, yazılar, diziler, programlar, nutuklar almış başını gitmiş... Neredeyse herkesi “cebren ve hile ile” mutlu edecekler!..

Bir de mutluluğu tarif edebilseler, ne olduğunu söyleyebilseler, tam olacak...

Söyleyemezler, çünkü mutluluk göreceli bir kavramdır, herkese göre değişir. Birini mutlu eden olay (şey), diğerini mutsuz edebilir...

Kendisi var (mı?), tarifi yok (mu?) bir kavram... Müthiş bir kargaşa!

Nazım Hikmet, Abidin Dino’ya sormuş: “Mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?”

Yapamamış elbet. Kimse yapamadı: Meşhur fotoğrafçımız Ara Güler dâhil hiç kimse şu ana kadar mutluluğun fotoğrafını da çekemedi.

Var mı, yok mu bile bilmiyoruz...

Kimine göre var, kimine göre yok!

Kişiden kişiye değişen bir kavram: Ömrü ayrıca tartışmalı...

Soru şu: Varlığı ve ömrü tartışmalı bir kavramın (soru içinde soru: Kavram mı, hayal mi?) peşinde koşturmak gerekli mi?..

Kovalayınca, yakalanıyor mu? Yakalanıyorsa, neden çoğumuz yakalayamıyoruz? Yakalanmıyorsa, neden kovalıyoruz?

“Mutluluktan herkes söz eder, ama onun ne olduğunu pek kimse bilmez”diyor Madame Roland; yani bir bilinmeyenin peşinde mi kendimizi telef ediyoruz?

Gelin şu sorulara da cevap arayalım...

Yeni bir araba aldığınızda mutlusunuz, peki aynı gün arabayı çarptığınızda da mutlu musunuz?..

Sevdiğiniz insanla evlendiğinizde mutlusunuz, ama aynı kişiyle eften-püften bir sebepten dolayı kavgaya tutuştuğunuzda da mutlu musunuz?..

Siyasetten de sorabilirim: Milletvekilliğine aday gösterildiğinizde hissettiğiniz mutluluğu, seçimi kaybettiğinizde devam ettirebilir misiniz?...

Hadi seçildiniz diyelim, hükümet kurulup çok istediğiniz bakanlık makamına getirilmediğinizi öğrendiğiniz an, milletvekili seçilmenin mutluluğunu devam ettirebilir misiniz?

Başka bir soru: Leyla’nın arkasından çöllere düşen Mecnun mutlu muydu, mutsuz muydu?..

Sevdiği kız uğruna dağları delmeye çalışan Ferhad, kan-ter içinde çalışırken mutlu muydu, mutsuz muydu? (Sonunda Şirin’i de alamadı zaten).

Bu iş giderek körlerin fili tarifine benzemeye başladı: Kulağına dokunan“yelken” demiş, bacağına dokunan “sütun”, hortumuna dokunan“hortum”...

Aslında herkes haklı: Ama fil bu tarifinden ibaret değildir, tariflerin bütünüdür...

Bütünü göremeyenler ve hissedemeyenler, görebildikleri, hissedebildikleri kadarını bütün zannederler. Mutluluk bahsinde de böyle oluyor sanırım: İnsan duyumsadığı kadarını mutluluk sanıyor.

Aslında tarifi olmayanın standardı ve süresi de olmaz! Her şey bir “an”dan ibaret kalır. Belki de “mutluluk” dediğimiz şey, “an”ları yakalayıp yaşama sanatıdır.

Yavuz BAHADIROĞLU@yeniakit.com.tr


 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
 
Diyanet Duyurular
Kapalı grup · 4.183 üye
Gruba Katıl
grubumuz başta Diyanet işleri başkanlığı olmak üzere bütün Resmi kurumların atama ve duyuruları paylaşılmaktadır
 
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

İmam Hatip Lerin Haber ve Radyo Sitesi..
Radyo İmam-HatipFm Güncel Haber, İlahi & Ezgiler..